ah vefasız
Vefasızlardan çektiğimiz nedir!!!
kader midir çile midir
hep mi hüsran hep mi hicran
can ciğerimiz dediklerimiz mi
kalpsiz ciğersiz
Gökhan Atmaca
ah vefasız
Vefasızlardan çektiğimiz nedir!!!
kader midir çile midir
hep mi hüsran hep mi hicran
can ciğerimiz dediklerimiz mi
kalpsiz ciğersiz
Gökhan Atmaca
sen
bir geçmiş bir gelecek
ömrüme sığdıramadığım sen
yoksun yakınımda bile
ne bir merhabanın ardında
ne de bir göz ucunda
gökhan atmaca
Suskunluk
Yeri gelir
Zamanı gelir
Onca neden vardır
Konuşmaya, aşka söylenmeye
Sevilmek için sevmeye
Onca neden vardır
Şimdi ne susarsın be aşık!?
Onca nedenin var iken
Bu susuşlar nedendir?
Yeri gelir
Zamanı gelir
Susmuşuzdur
Öyle sessizce tedirgin bakışlar arasında
Sadece susmuşuzdur
Gönül haykırıyor
Feryat ediyor
Feryadıma imdad edecek yok…
Dile gelmeliydi
Nice sevgiler nice aşk kelamları
Sevgilinin kalbine girmeliydi o sözler
Sevgili el üstünde olmalıydı
Mesut ve mutlu
Ey aşık nedendir bu susuşlar
Dile gelmemeli midir?
O ay parıltısı güzellik dile gelmemeli miydi?
Gökhan Atmaca
Kadere sordum
Şu gecenin karanlığında ay ışığına eş olan kimdir?
Baharın ilk zamanlarında beklenmedik bu soğukta güneş gibi içimi ısıtan kimdir?
Ömrümde bir daha görebilir miydim? Hissedebilir miydim? Adı aşk mıdır?
Bir daha görsem bilir miydi beni? Kalbinden bir kez olsun geçmiş miydim?
İbo dinliyorum ya bu aralar başlıkta oradan esti olmalı ama uydu, güzel oldu. Ey arkadaş buralara hoşgeldin, sefa geldin. Yorgunum, azimliyim ve de ne yaptığınız bilemez durumdayım bu yüzden de bu yazıyı yazıyorum amaçsızca. Aslına bakarsanız şu an bilgisayar simülasyon yapıyor ve ben de simülasyonun bitmesini beklemekten sıkıldığım için ve uyumamak için de birşeyler yapmam gerektiği için bu yazıyı yazıyorum. Einstein’a göre zaman böyle yapınca daha hızlı geçiyormuş ya da gerçekleşen olay bu zaten ama Einstein bunu açıklamıştı! Sanki tavuk mu yumurta mı hikayesine benziyor her neyse… Devamını okuyun…
Kalp ağrısı
sen eşsiz misin?
şu garip dünyada aradığım eş misin?
ömrüme yazık ettiğim tek misin?
yoksa koca bir hiç misin?
sorarım sana sen eşsiz misin?
benim için bir kalp yarasından öteye gidemedin
yokluğun da varlığın da kalp ağrısıydı
eşsizliğin hiçliğine engel olamadı
ah güzelim sen seçtin kaybetmeyi
eşsizliğine rağmen o kendinden hiç ödün vermeyen senliğinle
kaybettin hem de bana rağmen kaybettin
kim neyi kazandı o çıkar dünyasında?
Ne elde ettin şimdi? Mutlusun değil mi?
Farkında değil misin uzun sürmeyecek?
Duy söylediklerimi bencilliğine boyun eğme…
Ben mi?
Eşsizliğine zaten erişemeyeceğini bilen ben mi?
Kalbi yaralı, kalbi kırık ben mi?
Bedeni karanlık gecelere sığmayan ben mi?
Senden bir tek haksızlığı gören ben mi?
Kalp ağrısını bu bedende taşıyan ben mi?
Sana neden aşık olduğunu bile bilemeyen ben
Yokluğunu ve varlığını aynı anda hissedebilen ben
Senin gözlerinden haksızlığa uğrayarak düşen ben
Suskunluğun kalpleri kırdığı bir kabusta ben
Kırık düşlerin, parçalanmış hayallerin enkazındayım
Son noktası konulmamış tüm mektupların imzasındayım
Senin söyleyebileceğin sevgi sözcüklerinin çok uzağında kara bir lekedeyim
Ben işte oradayım senin gözlerinin içindeyim, kalbinin bir köşesindeyim
O kara leke, o enkaz…
Gözün görmez, kalbin duymaz
Sana canım feda olsa ruhun umursamaz
Ben işte bir kalp ağrısında
Senin sevgisizliğe yüz tutmuş baharında
Tutuşmuş bir yangında umursanmaz bir kıvılcımdım
Şimdi yokluğa ses, yalnızlığa şiir oldum
Sen bana bir kalp ağrısı bıraktın…
gökhan
“hak hak diye ses edersin, sıra sana gelince ne diye susarsın.”
Öyledir ya kimi zaman insanlarda, hayatlarda gelgitler yaşanır. Öyle ya biri severmiş, sevdiğini düşlermiş, sevdiğini bilirmiş biri de sevmezmiş, biri de kör bir kalbe tutunurmuş dört elle ki görmezmiş eğriyi doğruyu… Öyle ya aşk varmış yine de bu devirde değersiz kalırmış. Öyle ya yokmuş dürüst olmak oysa var olan ‘çıkar’larmış, nefes alırken bile ‘çıkar’larını gözetmek varmış şu üç günlük dünyada… Öyle büyük ki şu kahrolası üç günlük dünya öyle büyük ki sevgiye yer kalmazmış o dünyada. Ne diyeyim yazık olsun bencilliğine ey zalim dünya! Zalimsin ya peşi sıra gelmeli vefasızlığın değil mi? Öyle ya kör bir kalbe tutunmak neye işarettir. Nelere işarettir? Ustaca oynanan oyunlarda kapış kapış kapılan rollerin arasında en revaçta olanları zaten elindeymiş be dünya neye hikmetmiş acaba? Nelere işaretmiş..? Bir garip sevgiyi ezdin ya hangi oynadığın rol seni bu gerçekten kurtaracaktır sormak gerek o dört elle tutunduğun kör kalbine… Çıkarlar dünyasındaki ey zalim dünya, sen hakettiğin yeri bulmuşsun bile en güzel oynadığın rolünle beraber. Hem de fazlasıyla haketmişsin! İşte o zalim dünyada görülen odur ki hissetmeyen kalp körmüş, görmek istemeyen göz de o kalbe sahipmiş. Bu yüzden yazıkmış bu yüzden hakettiğiymiş; o bencillikle o vefasızlıkla hakettiğiymiş kendisi hem de fazlasıyla haketmiş kendini!
benmişim
kalbim acırmış, ben acıtırmışım..
bu kalp sevmezmiş, saplantıda kalan benmişim…
bu gözler ağlarmış, ağlatıp da gülen benmişim…
yalnızlığa şiir yazarmışım, sebebi de yine benmişim…
kalbimdekileri açarmışım, yalan söyleyen benmişim…
duygularımı gözlerimle açığa vurarmışım, dürüst olmayan da benmişim…
gençliğimi adarmışım, haketmeyen benmişim…
ona dertmişim, vefasız olan da benmişim…
hayallerinde yokmuşum, kalbi kör olan da benmişim…
sevgi olmazmış, seven benmişim…
aşk yakışmazmış, seven benmişim…
dostluğuma değer verilmezmiş, seven benmişim…
bana güvenilmezmiş, seven benmişim…
canım yanmazmış, kalbim kırılmazmış, seven benmişim…
hani seven ben değildim? hani sevmiyordum…
sevemeyen benmişim, yalan söylermişim…
aşk değilmiş, saplantıymış yıllar süren bir yalanmışım…
bu yalnız limana acı gelmezmiş, yüreğimi acıtan kalbimi kıran benmişim…
benmişim seni sevmeyen.
gökhan atmaca
senin hiçbir şeyinim
senin hiçbir şeyinim
ve ben bir hiçim
sadece sen bir yokluksun
ben senin hiçbir şeyinim
çünkü insanlar haketmediklerine sahip olduklarında
başkalaşırlarmış
çünkü insanlar iki yüzlüymüşler
söze gerek yok
ben senin birşeyin değilim
sadece sen bir yokluksun
şiirlere saklanmış yalnızlığın adı
değil miydin zaten
gökhan atmaca
Yargılarınız sizi mi kontrol ediyor?
Eğer yargılarınızı kabul ediyorsanız biliniz ki ne verdiğiniz kararlar sizin kararınız ne de seçimleriniz sizin seçimlerinizdir. Çünkü hayatınızı yönlendiren, şekillendiren dahası sizin yerinize siz olan yargılarınızdır. Onlar, yargılarınız ilk bakışta hayatınıza koyduğunuz basit yaşama kurallarından biri gibi davranır ama asla sizin yaşamanızda prensip edebileceğiniz kurallar değillerdir. Çünkü o kurallar sizin yerinize ne karar verebilirler ne de seçim yapabilirler. Seçimi yapan da kararı verip uygulayabilen de siz olmalısınız eğer özgür, risk alabilen hür bir varlık iseniz. Yargılarınızı sahiplendiğiniz takdirde siz onların esiri olursunuz. Nitekim şunu da unutmamak gerek, yargılarınız yine de sizin eserinizdir. Hayatınızı rölantiye alıp tıpkı bir uçağı otomatik pilota devreder gibi bedeninizi ve ruhunuzu yargılarınıza teslim etmek istiyorsanız, sizin var ettiğiniz hangi yargılarınızı benimseyeceğinize bari siz karar veriniz.
Hayat, ne sanıldığı kadar uzun ne de kolay seçimler, sınavlar veriyor insana. Hayat, insanı sınamaktadır. Bu sınamada siz mi sınanmalısınız yoksa yargılarınız mı? Kendi hakkınızı kime vekalet ediyorsunuz? Kime?
ben (yargılarım değil harbi ben)
Kaçmak, sıkıntıları çözecek bir yol değildir. Ancak, sorunlardan bir an olsun uzak durmak size çözüm yolunuzu verecektir…
Biraz
Biraz dinlensem
Biraz bu diyardan uzak kalsam
Mesela bu şehirden
Ankara’nın egzosa batmış havasından
Yahut bu şehrin ötesinde kendimden
İşte uzak kalsam
Devamını okuyun…