Analizlerim

Büyük Bir Savaşın Eşiğinde Miyiz?

Gürcistan’da patlak veren çatışmaların ne kadar kökeni çok eskilere gitse de görünürde olması gereken esas fitil Amerika Birleşik Devletleri’nin müttefiki olan Polonya’da Rusya’ya karşı füze kalkanı kurmasından ileri gelmektedir. Avrupa, Rusya’nın olası tehditlerinin bir nebze azalacağı fikri ile Polonya’ya kurulması planlanan füze kalkanı konusunda yüksek sesle düşüncelerini açıklamamaktadır. Ne var ki Rusya Avrupa’ya karşı olan tehdit olabilecek unsurları artırmaya çalışırken böyle adeta bir cephe kaybına göz yumamazdı ki yummadı ve karşı atakta da bulundu. Az önce bir haberde Rusya ile Belarus’un ortaklaşa Belarus topraklarında füze kalkanı kuracaklarını okudum.

Polonya ile Belarus’un iki komşu ülke olması ve Belarus’un sırtının Rusya’ya, Polonya’nın da sırtının Batıya dayanması karşılıklı misillemenin en önemli boyutudur. Zaten Abhazya ve Güney Osetya’da biriken gerilimin bu tarz sertleşmelere dayanamayacağı görülebilmeliyken patlak veren çatışmalarda binlerce kişi ölür ve yaralanırken Gürcistan’ın müttefikleri Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri Gürcistan’daki gelişmelere hiçbir şekilde müdahil olmadı veya olamadı. Keza Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve ardından da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan’ın sadece ikili görüşmeleri ve diplomatik girişimleri olmuştur. Aslında görünüşte olumlu da sayılabilecek girişimler olmuştur. Bu çatışmalardan geriye kimlerin yıktığı belli olmayan şehirler, acıları içlerinde mühür gibi saklı olacak olan Osetler ile Gürcüler kalırken Amerika Birleşik Devletleri’nin Rusya’ya karşı sert sayılabilecek ithamları da hafızalarda kaldı. Ancak, Rusya’nın bu ithamlara karşı herhangi bir cevap vermediğini takip ettiğim kadarıyla göremedim. Nitekim Rusya şu an bölgeyi hareketlendirirken dengeleri kontrol ediyor olabilir. Ki dengeler söz konusu olduğunda Kafkasya ve Ortadoğu’nun tek ve tek kilit ülkesi olan Türkiye’nin bu dengelerde nasıl yer aldığını da test etmiş olabilirler. Nitekim, Türk diplomatlarının Rusya ile iletişim çabalarında olağan olmayan sıkıntılar yaşatılırken koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakan’ın telefon görüşmelerine çıkmayan Rusya Devlet Başkanı Putin’in ne amaçladığını belki bu şekilde açıklayabiliriz.

Türkiye son zamanlarda Avrasya ve Kafkasya’daki gelişmelerde tamamen denge politikası yürüttü. Rusya ve Gürcistan ile yapılan anlaşmalar adeta Türkiye’yi zora sokmuştu. Türkiye yanı başında Rusya gibi büyük bir devleti asla istemez Gürcistan gibi Batıya yanık bir ülke dururken ama bir taraftan da Rusya ile büyük bir ticaret hacmine sahip olan anlaşmaların olması ve aslında bölgede sürdürülecek olan barışın hep Türkiye’ye yarayacak olmasından dolayı denge çizgisinden biraz bile şaşmadı şaşsa idi bugün ya Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından ya da Rusya ile olan ekonomik ilişkilerde negatif yönde gelişmeler yaşardık. Dünya’nın enerji dar boğazına girdiği bir dönemde Türkiye’nin enerji transit ülkesi olması böyle bir politika izlememize neden oldu. Bu politakayı bugünlerde yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısı ve ardından NATO Konseyi’nde izlediği tutumla da tekrar göstermiştir tüm dünyaya. Ne var ki sular durulmuş değil hatta NATO Konseyi bildirisi ne kadar Türkiye, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın yumuşatma çabalarına rağmen sert bir bildiri olarak Ruslara malzeme olarak sunuldu ve Rus Dışişleri Bakanlığı yapılan açıklama, NATO’nun yanlı olduğunu ve suçlu Gürcistan rejiminin silahlandırılmasının sağlanacağının savunulmasına dair olumsuz görüşlerin yer aldığı bir açıklama oldu.

Şöyle genel olarak tabloya baktığımızda Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Rusya’nın belli ölçüdeki gerileyişinden sonra Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulması ve sonra iç işlerindeki gelişmeler göz önüne alındığında bugünlerde yeniden toparlandığının sinyallerini veriyor. Ayrıca Çin ve İran ile bölgede kurduğu ilişkilerle Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı güçlülük imajını daha da güçlendiriyor. Anlaşılan odur ki Rusya vazgeçmedi ve güç dengelerini değiştirmek isteyecektir ve kesinlikle güç ibresinin kendisine yönelik olmasını istemekte! Türkiye’yi yine önümüzdeki günlerde zorlu günler bekliyor keza Avrupa’yı da. Çünkü her geçen yıl sertleşen kış şartlarında Avrupa ve tabii ki Türkiye Rusya’ya daha çok bağımlı hâlde, Rusya Avrupa’ya gaz satmaktadır. Son 20 yıldır ABD’yi izledik şimdi Rusya-ABD çekişmesini tekrar izlemek zorunda kalacağız.

Gökhan ATMACA

Çekinmeden söyle ;)

Yorumunu aşağıdan ekleyebilir-okuyabilir, veya geribeslemelere bakabilirsin..

Eklenen yorumlara abone ol!.

Spam yapmadan konu ile ilgili yorumunuzu Türkçeye bağlı kalarak yazabilirsiniz.

Yorum içerisinde kullanabileceğiniz eklentiler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*Zorunlu alanlar